20 Ekim 2009 Salı

KOLEKTİF YAŞAM


KOLEKTİF YAŞAM

Kardeşçe, eşit, özgür, kolektif yaşamaya çağırıyorum sizleri. Bu dünyayı ve bu dünyanın zenginliklerini paylaşarak yaşamalıyız. Eğer komşum açken, ben karnımı tıka basa doyuruyorsam o zaman benim insanlığımdan şüphe duyulması gerekir. Çünkü insan olmanın en temel gerekliliğidir paylaşmak…
Paylaşmalı yaşamı. Sevgimizi, acımızı, coşkumuzu, heyecanımızı. Karşılıklı yardımlaşmalıyız. Hayat denen geçici süreyi kardeşçe, eşit ve özgür bir şekilde geçirmeye çalışmalıyız. Haksızlıklar karşısında pasif kalmamalı, ne pahasına olursa olsun haksızlıkları kabullenmemeliyiz. Haksızlığa uğrayandan, ezilenden yana olmalıyız.
Bize yaşam veren, unuttuğumuz doğayla iç içe olmak gerekmektedir. Yaşamayı unuttuk daha doğrusu hiç yaşamadık desem makbüldür. Çünkü yaşam işe gidip gelmek ve taş duvarlar arasında sıkıştırılmıştır. Temiz hava, temiz su, temiz doğal,sağlıklı besinlerle beslenmektir. Bırakın dünyayı, bırakın şehri, bırakın mahalleyi biz inanınki yaşantımızı dört duvar arasına sıkıştırmışız. Ve bizi bu dört duvar arasına bağlamayı sağlayan birde teknoloji harikası ve beyin yıkama makinesi televizyonlar vardır. Teknolojiye karşı değilim ama ne yazık ki teknoloji bize faydadan çok zarar sağlamıştır. Bizi tembelleştirmiştir. Uyutmuştur. Uyuşturmuştur.Kanser etmiştir. Hasta etmiştir. Hayallerimizi, düşünme yeteneğimizi çalmıştır.Ve esir almıştır. Teknolojinin köleleri olmayı çoktan aşıp onun birer parçası, birer teknoloji ürünü, makineler (robotlar) haline dönüşmüşüz.
Yaşam düşlerimizi gerçekleştirmeye çalışmaktır. Kimsenin uyku ve çalışmaktan ibaret bir yaşam isteğini sanmıyorum. Hepimizin hayalleri vardır. Ve bu hayallerde örneğin benim hayalim önce dünyayı, denizlerin altını ve daha sonrada uzayı gezmek vardı. Ama bu bir hayaldir. Bu bir istektir. Bu bir düşüncedir. Çok az kişi hayallerini-isteklerini-düşüncelerini gerçekleştirebilmiştir. Ama ne yazık ki yaşamın acı gerçekleriyle karşılaştık belirli bir yaşa gelince. Tek derdimiz karnımızı doyurabilmek oldu. Hayallerimizi rafa kaldırdık. Karnımızı doyurabilmek bile zordu.O kadar işsiz vardı ki, iş bulmak zordu. Eğer miras falan kalmamışsa bir işe girip çalışıp emeğimizi satarak para kazanmaktan başka çaremiz yoktu. Ama iş de yoktu. Ara ara ara. Bulduk elbet iş ama. Bu seferde aldığımız para geçimimize yetmiyor. Asgari ücret alıyoruz ve örneğin asgari ücret 500 tl ise, eee mecburen kirada oturuyoruz tüm emekçiler gibi. Kira ise 200 tl. diyelim kaldı geriye 300tl. elektrik-su-tel-tüp-yiyecek varsa bide çocuk masrafları derken 300 tl yetmez oldu… hadi diyelim ki yetti… karnımızı yumurta, makarna - salça - ekmek vs.. ile zar zor doyurarak. Ama çalıştığımız işyerinde bizden daha az çalışarak, bizden çok daha fazla maaş alanlar var. NEDEN ? diye sorduk (bazılarımız kendi kendine).. düşündük. Cevap aradık. Neden onlar daha az çalışırken daha fazla para alıyorlar. Bir haksızlık yok mu dedik. Dediler o senden daha üstün. Halla halla dedim kendi kendime. Onun benden üstün olan neyi var acaba. Baktım ona iki eli, iki ayağı, iki gözü vardı benim gibi. Bana benziyor. Ne benden daha bilgili (isterseniz bilgi yarışmasına tabi tutabilirsiniz bizleri), ne de benden daha tecrübeli (ben 10 yıldır bu işte çalışıyorum, o ise 3 yıldır.) Peki o neden benden daha üstün diye sordum ? diploması var dedi biri. Hade be dedim.. inadına gittim, okudum diplomanın aynısından bende aldım. Dedim ki benimde diplomam var artık. Hade banada o maaşı verin dedim. Bana demezler mi. Onun torpilide var. Al sana asgari ücret. Neyine yetmiyor dediler. Boşuna okuduk o kadar yıl… Nadiren çıkar okumuş ve torpilsiz iyi maaş alanlar. Ama bunlar istisnadır ve istisnalar kaideyi bozmaz. Gerçek maalesef acı gerçek çoğunluk köle gibi çalışıyor ve sadece karnını bile zor doyuruyor. Ama azınlık ise hiç çalışmadan, yada göstermelik çalışarak çok zengin, zevki sefa içinde bir hayat sürüyor. Aslında bu bile isyan etmeye yeter bir nedendir. isyanında, devriminde amacı kolektif, eşit,özgür yaşamı sağlayabilmektir. Kolektif yaşam bilincine sahip olmayan halkın devrim yapması beklenemez. Yapsa bile kalıcı olması beklenemez. Mevcut kapitalist sistem bize kolektif yaşama diyor. Komşun açsa, gitsin çalışsın, hatta gerekirse kendini satsın, böbreklerini satsın. Ne yaparsa yapsın para kazansın kendi karnını doyursun sana ne, sen kendi yaşamına bak, her koyun kendi bacağından asılsın diyor… Ve nitekim de öyle oluyor. Ne kadar duyarlı olsak da kazandığımız para ile kendi geçimimizi dahi sağlayamıyorken, komşumuzu nasıl doyuracağız… elbette düşünsek de komşumuzu bu sadece düşüncede kalıyor. Çünkü daha kendi karnımızı bile zor doyurabiliyoruz… İnanınki emekçilerin tek derdi, yaşamı algılayış biçimleri sadece karın doyurabilmek için gece gündüz demeden, emirmiş, hakaretmiş, ağır işmiş, sağlıksız işmiş vs. demeden çalışmak, çalışmak, çalışmak. Biz emekçilerin yaşam kavramı sadece çalışmaktan ibaret. Ha diğer yandan gördüğümüz, istediğimiz ama kedinin ciğere bakar gibi baktığımız bir yaşamda var ki oda emekçi olmayanların yaşamı.. yani diğer bir değişle baba parası yiyenlerin, yani zenginlerin, yani kapitalistlerin, fabrikatörlerin ve çocuklarının yaşamı.. keşke bizimde olsun dediğimiz bir yaşam. Ama keşkeyle olmuyor ki….
Öyle meşgul kafamız geçim sıkıntısıyla. Başka şeyler düşünemez olduk. Yaşamın anlamını sorgulamaz olduk. Düşünmek ayıplanır, hor görülür oldu. Beynimiz sadece emirleri uygulamaya hizmet eder oldu. Ne yapacağız. Taş duvarlar arasında, iş - ev arası mekik dokumaya, zenginlerin kölesi olmaya devam mı edeceğiz. Yaşamak bumudur? Yaşamıyoruz. Yaşadığımızı sanıyoruz. Öyle körleşti ki duygularımız, insani tüm değerlerimiz kaybetmek üzereyiz.Ne vicdan kaldı,ne onur, ne gurur, ne düşünen beyin. Artık beyinlerimiz vazifesi olan düşünme görevini yapamaz hale geldi.
Yönetenin-yönetilenin olmadığı(insan olmak düşünmekle başlar, düşünen insan emir almanın ve vermenin insanlığa yakışmayacak bir davranış olduğunu ve insanı insanlıktan çıkarıp, köleleştirdiğini hatta robotlaştırdığını bilir.) , sınırların, silahların, savaşların olmadığı düşünen kendi kendini yöneten, hep başkalarından emir beklemeyen özgür insanların olduğu, ve doğanın tüm kaynaklarının tüm insanlara hiçbir ayrım yapılmaksızın eşit, adil bir şekilde paylaştırıldığı bir yaşam istiyoruz. Sevmek, sevilmek, aşık olmak, sevgiyle bakabilmek istiyoruz yaşama, nefretle değil, öfkeyle değil… Hayatı sevmiyorum diyen insan olmasın istiyoruz. Herkes hayatı sevsin istiyoruz. Herkes dilediği düşü, hayali gerçekleştirebilsin istiyoruz. Herkesin eşit, adil bir yaşam sürmesini istiyoruz. herkesin kolektif yaşam için bir araya gelmesini, hayatı ve doğanın kaynaklarını eşit, adil bir şekilde paylaşarak yaşamasını istiyoruz. Hiç kimsenin susuzluktan, açlıktan ölmediği bir yaşamı hayal edin. Hiç kimsenin aşağılanmadığı, yönetilmediği, emekçi olduğu için küçük görülmediği bir dünya hayal edin. Tüm sınıfların ortadan kalktığı. Herkesin emekçi olduğu bir dünya hayal edin. İnsanın insana kulluk, kölelik etmediği bir yaşamı hayal edin.
KAPİTALİMZE, FAŞİZME, IRKÇILIĞA, OTORİTEYE , HİYERARŞİYE , CİNSEL AYRIMCILIĞA VE HERTÜRDEN AYRIMCILIĞA, HAKSIZLIĞA HAYIR. EŞİT, ÖZGÜR, KOLEKTİF BİR YAŞAMA EVET.
Ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz, nasıl kolektif yaşayabilirizi hep birlikte kararlaştırırız.
YAŞAMIN OLDUĞU HERYERDE KOLEKTİF,EŞİT, ÖZGÜR,YÖNETİLMEKSİZİN YAŞAM.
İNSANIN İNSANA KULLUĞUNA SON - KİM OLURSANIZ OLUN GELİN.
KOLEKTİF YAŞAM BİRLİĞİ
http://kolektifyasam.blogspot.com/--------- kolektifyasam@gmail.com
--
--
şükretmek halimize.
elimiz kolumuz var, ya olmayanlar,
işimiz, evimiz yada kira dahi olsa kalacak bir evimiz var, ya olmayanlar ve karnımızı doyurabiliyoruz, tv izleyebiliyoruz. şükretmek lazım. daha ne istiyoruz. bunların olmadığı insanlarda var.
şükret. daha ne istiyorsun. elinde olanla yetinmesini bil.
sakın isyan etme. sadece şükret.
işveren eğer senin maaşını zamanında ve anlaştığınız miktarda ödemezse şükret, isyan etme,
ssk nı yapmazsa şükret, en azından bir işin var. sakın isyan etme.
sen eşek gibi çalışıp asgari ücret alırken ve sigortasız çalışırken , hiçbir iş yapmadan oturan o adam 2000 tl alırken sana düşen şükretmek. sakın isyan etme . şükret. beterin beteride vardır.
eğer evini belediye gelir yıkarsa, isyan etme. şükret.
eğer okuldan atılırsan düşüncelerin yüzünden , şükret.
eğer hastalanınca hastahaneye gidecek paran, sigortan yoksa şükret daha beteride vardır.
ha eğer sen asgari ücret alıyorsan yada işsiz isen kesin bunu haketmişsindir.
çünkü sen asgari ücret alıyorsan okuma imkanın varken okumamışsındır.
tembellik etmişsin, derslerine çalışmamışsındır. bak elin adamı okumuş, birkaç yabancı dil biliyor müdür olmuş. şu kadar para alıyor. ya sen.
evet belki okumadım. ama okumamış olmak benim. bu haksızlığı, eşitsizliği haketmemi gerektirmez ki aksine ben okudum. diplomamda var. istersen göstereyim.. hatta iki üniversite bitirdim. ama asgari ücret alıyorum. belki bunu hakettiğim için, belki yalakalık yapmadığım için, belki torpilim olmadığı için, belki dayım olmadığı için..
ama kimse bana sen okumamışsın, sen zeki değilsin asla demesin. okudum, iki diplomam var. ingilizce desen su gibi. zeka desen katmerli. okulu birincilikle bitirdim. ama gel gör ki asgari ücret alıyorum. yada ona çok yakın bir ücret..
aslında mesele okumamak falan değil. okuyanların halide aynıdır bu memlekette. tüm mesele sistemden kaynaklanıyor.. sistem haksızlığı, eşitsizliğin ana kaynağıdır. ben bir insanım. bırak diğer insn haklarını en temel hakkım olan yaşama hakkımı istiyorum. eğer işsiz isem, eğer okumamış, okuyamamış isem bu durum benim aç kalmamı, açlıktan ölmemi haklı gösteremez.
okuyamamış isem, iş bulamamış isem bu sistemin suöudur. suçlu sistemdir. beni suçlayanlar sistemin yandaşlarıdır. sistemden çıkarı olanlardır. onlarda biliyorlarki bu ülkede 2-3yıl üstüste dershanelere gidipte üniversite kazanılamadığını, ve dershanelere harcanan paralarla bir sürü okul açılabileceğini ve eğitim sorununun tamamen ortadan kalkabileceğini,, ama sistem istemiyor herkesin okumasını. sistem aynen şöyle diyor. eğer herkes okur ise. herkes mühendis, doktor vs.. olur ise. bize kim hizmet edecek. kim çaycı olacak, kim temizlikçi olacak, kim amele olacak, kim işçi olacak, kim çöpçü olacak. obu saçma ve anlamsız düşünceyle herkesin okumasının önüne çeşitli yöntemlerle geçen sistem(kapitalist sistem) sonra okuyamayanları yada iş bulamayanları suçlar. ve aynen şöyle der. siz ki aptallar. okusaydınız bu hale gelmezdiniz. sizki aptallar okusaydınız işsiz kalmazdınız. ama halbusem onlarda biliyorlarki ülkemizde ne veterinerler, ne mühendisler, ne doktorlar, ne öğretmenler işsizdir. öğretmenlerin bile işsiz kaldığı bir ülkede, bir sistemde işsiz kalmamanın okumayla ne gibi bir alakası olabilir..
adı üzerinde kapitalizm. zenginin daha zengin olduğu , fakirin ise daha fakir olduğu ve fakiri halinize şükredin denilerek isyan etmemeye, hakkını aramamaya, sömürülmeyi, köleliği kabullendirilmeye çalışıyorlar..
uyan uykudan ey halk. ayağa kalk. ve köle olmayacağını, robot olmayacağını, onuruna sahip çıkarak göster tüm kapitalistlere.